kutay_cagatay@hotmail.com 

08.12.2007

PROF. DR. AYŞE AVCI NIN GENÇLERE ÖSS SINAVI İÇİN ÖNERİLERİ

Bu haftaki konuğumuz Profesör Dr. Ayşe Avcı. Uzmanlık dalı Çocuk ve Ergen psikiatrisi. Kendisine sınava hazırlanan siz gençlerle ilgili birkaç sorumuz olacak.

Doktor Abi: Strese bağlı olarak ÖSS ye hazırlanan gençlerde çok sigara içmek ve çok yemek davranışı sık görülen durumlar. Bunlarla nasıl başa çıkılabilir?

Dr. Ayşe Avcı: Sigara içme alışkanlığı mahalle baskısıyla başlayan bir durum. Model almayla başlıyor ve toplum dışı kalmama, toplumdaki bazı modellere erişme isteği ve onlara öykünmeyle başlayan bir durum. Ciddi bir konu konuşulurken sigara içmek zihni daha fazla çalıştırıyormuş gibi yanlış bir imaj oluşuyor. Bu da yanlış modellemeye çok iyi bir örnek. Sigaranın içinde neler var, ona bakmak lazım. İçinde uyarıcı maddeler var. Çok kısa bir süre için zihni açıyor ama ondan sonra daha fazla yoruyor. Yani sigara zihni fazla çalıştırıp çabuk aşındırıyor.

Ama sigarayı ÖSS ye hazırlanırken bırakmalarını da istemiyorum. İki-üç yıldır alışkanlıkları varsa ÖSS ye hazırlanırken bırakmasınlar. Bir de onun stresini üzerlerine almasınlar. Sınava hazırlanma süreci sağlıksız bir yaşam sürecidir. Sağlıklı bir yaşam sürecine geçtikten sonra sigarayı bıraksınlar. Ama bu arada çok da fazla sigara içmesinler. Çünkü sigara yiyeceklerle alınan demirin ve diğer önemli besin maddelerinin kanda proteinlere bağlanmasını bozuyor. Zihinsel fonksiyonları olumsuz etkiliyor.

Beslenme konusuna ise çok dikkat etmek gerekir. Aynı bir sporcu olimpiyat antrenmanında nasıl besleniyorsa o şekilde. Dokuz ay boyunca proteinden yüksek besinler almak, karbonhidratları tam şeker olarak almamak lazım. Sporcu beslenmesi gibi tümüyle ayrı bir beslenme türü uygulanmalı.

Doktor Abi: Birkaç yıldır sınava giren ve strese bağlı olarak başarılı olamayan bir öğrenci psikiatriste başvuruyor ve birkaç seanstan sonra fayda görmeye başlıyor, yıllardır değişmeyen sorunların biraz rahatladığını söylüyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Dr. Ayşe Avcı: Sınavla ilgili bir çok terapi teknikleri var. Ama panik atakları olan, üç kez sınava giren ve her seferinde kaygı nedeniyle başarısız olanlara kesinlikle ilaç tedavisi başlamak gerekir. Neden? Çünkü olumsuz yaşantı bu gençlere hafızada ağır bir yara şeklinde işleniyor. Her sınav aynı kaygı beklentisini getiriyor. Olumsuz hafızayı kullanıyor. O zaman da travmatik yaşantı tekrarlanıyor. Çok sınava girip kaygı nedeniyle başaramayanlara ilaç tedavisi vermek gerekir.

Pratikte kullanılan Nlp, Hipnoz, Reiki gibi değişik terapi teknikleri var. Bunların çok olumlu olduklarını zannetmiyorum. Ama kognitif(davranışçı) terapi, CBS dediğimiz, yararlı. Ancak onu da çok ehil, iyi bir psikoloğun yapması lazım.

İki-üç kez sınava girip de başaramayanlar ilk on beş-yirmi dakikayı panik atakla kaybediyorlar. O nedenle ilaç tedavisi almaları gerekiyor. İki kere yaşanmışsa üçüncüsü olmamalı.

Bir de çocuğum çok stresli, kaygılı diye başvuran anne babalar var. Ama sınavda başarmak için kaygı ve stres de lazım. Stres olmadan, kaygı olmadan çalışmıyorlar. Stresi, kaygıyı dengede tutmalı. Aynı demirin azı da zarar, çoğu da zarar onun gibi. Demir fazla olduğunda da bünyeden temizlenmesi gerekir. Stresin çok uygun dozunu bulmak doktorlara düşen bir görevdir. Stres çok az olduğunda da güdülenme eksikliği oluyor. Stresi tamamen ortadan kaldırmanın hiçbir faydası yok. Hatta zararı var. Örneğin çok stresli bir çocuk diye getiriyorlar. Geldiğinin üçüncü haftasında puanları birden düşüyor. Eee ne oldu? Çok rahatladım diyor. Hiç önemli değil. Kazansam da olur, kazanmasam da olur diyor. İlerleyen zamanlarda başarısı da artmıyor.

Doktor Abi: Herhalde aslında derslerine çalışsınlar, derslerini iyi dinlesinler, eve gidip tekrar etsinler, doğru düzgün çalışsınlar demekten başka bir şey kalmıyor pek hocam. Psikiatristlere de çok gerekmedikçe başvurmasınlar. Ne dersiniz?

Dr. Ayşe Avcı: Patolojik bir şey olmayınca gerek yok…

Doktor Abi: Çok teşekkür ederiz…